Daha bugün gördüğüm bir habere göre İstanbul'da 18 genel lise İmam Hatip oluyormuş, böylece İstanbul'da 50 tane İmam Hatip Lisesi olmuş olacak. Temmuz ayı içerisinde bakanlık tarafından onaylanırsa olacakmış ama olmaması mümkün değil gibi çünkü her yere ahtapot gibi uzanmışlardır. Bakanlıktan geçecektir büyük bir ihtimal, genel liseye devam etmek isteyen öğrenciler ise yakın okullara kaydırılacakmış.
Aslında düşününce çok gerekli, değil mi? Şehit sayısı hergün artıyor, gelecekte de bundan dolayı imama ihtiyacamız olur. Ülkenin geleceğini düşünüyor garipler. "Laik" ülkenin "metropol" şehrinde 50 tane İmam Hatip Lisesi olacak. Suriye uçak düşürsün, İsrail gemi bassın, askerimizin başına çuval geçirilsin. Gıkımız bile çıkmaz. Biz anca böyle şeylerle uğraşır, "Laik" ülkede kürtajı dine göre değerlendirir, ona göre karar alırız. Her gün gündem değişiyor zaten, hareketli bir ülkeyiz. Gündem susmak bilmiyor. Köprü bakıma alındı ya, bir vatandaşın isyanı aklıma geldi, yazmazsam içimde kalacak "İstanbul'dan Ankara'ya 4 saatte gidiyorum, Ümraniye'ye 6 saatte!". Bitmiyor çilesi ülkemizin. "Ne mutlu Türk'üm diyene!" değil mi?
Ülke İran gibi olacakmış, öyle konuşuluyor. Bilemiyorum ne olur ne olmaz, bir şekil para bulup şu ülkeden defolup gitmek kendim için çözüm gibi geliyor, burada insanları böyle bırakıp gitmek, ülkenin geleceğini umursamamak, kaçıp gitmek size göre bencillik olabilir belki. Ben bazen insanın bencil olması gerektiğini düşünüyorum, kim olursa olsun onlar için düşünüp yaşasan ne olur, onların sorunlarını çözsen ne olur? Yeni sorunlar gelmez mi? Gelir. Bitmez bunlar, yüzyıllardır devam ediyor sorunlar, asla da bitmeyecek. Bundan adım gibi eminim...
Ne bir akım uğruna ne de bir dava uğruna ölmek istemiyorum. 3 günlük Dünya'da biri gitse diğeri gelecek olaylarla uğraşmak istemiyorum. Sağ - Sol, Müslüman - Yahudi, Türk - Kürt'müş, bunlar bitse yenisi gelir insanların beynine çip takılmadıkça hep fikir ayrılıkları, koyun gibi yönlendirilen kitleler olur. İnsanların beynine çip takılsa da o insan, insan olmaz. "Dünya barışı istiyoooom" diyerek boşuna umut olmasını istemiyorum, insanlar özgür bir şekilde düşündükçe savaşlar, soykırımlar, ölümler her neyse hep olacak, tabii demiyorum insanlar özgür düşünmesin düşünsün de düşününce adam akıllı düşünsün "leb" denilmeden "leblebiyi" yorumlamasınlar ona göre hareket etmesinler. İnsanın doğasında var aslında. İnsan doyumsuz, cahil bir yaratık.
Bu ülkede yaşamaktan ireniyorum, kendimi "Bak geçmişi ne yüce ülkemizin" diye överek, mutlu etmek istemiyorum. "Bu ülkenin hali ne olacak?" gibilerinden kafa patlatmak da istemiyorum ya da ülkenin başındakine laf etmek de istemiyorum, o gitse başkası gelir, bitmez bunlar. Boş boş yazarak, kendi çapımda çamurda debelenerek bir şeyler yapmak da istemiyorum. Çok şey istiyorum değil mi? Deli gibi konuşuyorum belki ama siz normalseniz ben de deliyim, içim içimi yiyor. İşin içinden "Umrumda değil" diyerek çıkmak istiyorum ama yapamıyorum. Bu kadar kendimi yorduktan, üzdükten sonra da düşünüyorum kendimce, "Sessiz çığlıklarımı kim duyacak ki?"
Merhaba ve hoşgeldiniz. Buraya ne için girdiğinizi ve neyden bahsececeğimi merak ediyorsunuz veya etmiyorsunuz, benden bir şeyler bekliyorsunuz veya beklemiyorsunuz, bir şeyler istiyorsunuz veya istemiyorsunuz, ne düşündüğünüzü bilmiyorum ama adını görünce apokaliptik bir aşkı anlatacağımı sanmayınız efendim. Aşk yazısı da çok duygusala bağlarsam, belki yazarım belki yazmam ama bugün konumuz aşk değil müzik olacak. Kemerlerinizi bağlayın ve Apocalyptic Love turumuza çıkmaya hazırlanın.
Guns N Roses... Efsanevi ve etkileyici grup, mükemmel birliktelik, döneminin zirve gruplarından olma başarısı, üst üste gelen harika albümler, başarı... Ne kadar kulağa hoş gelen ve insanı etkileyen şeyler, değil mi? Zirvede olmak, şan ve şöhrete bulanmak, paralar içinde yüzmek ve bunu sevdiğiniz müzikle yapmak. Her şey çok güzel ama bu efsanenin ayrılığı, bir o kadar da acı. Efsane dağılsa da, şu an yeni kadrosuyla dimdik ayakta ve efsane kadronun içinde hala en iyi müziği yapan kanat, Axl ve Guns N Roses kanadı bence. Bu yaz buraya da geliyorlar ama ben bu konsere gidemiyorum, maalesef gidemiyorum. Çok üzücü ve acı olsa da, elimizden bir şey gelmiyor. Evet, efsane dağıldı ama dağıldıktan sonra da bu dağılanlar müzik icraa etmeye devam etti. Snakepit, Loaded, Izzy Stradlin'in solo çalışmaları, Adler's Appettite, Velvet Revolver derken Slash, 2010'da karma bir albüm yayınladı ve birçok isimle çalıştı. Fena bir albüm olmamıştı aslında ama özellikle Promise, Starlight ve Watch This şarkılarını öneririm sizlere. Özellikle Promise, bence bu albümün içinde en iyi olan şarkıydı. Promise zaten son dönemlerde ki en güzel birliktelik ve en güzel rock eserlerinden birisi. Guns'dan ayrılan arkadaşlarımız içinde, en başarılı şarkının altına Slash imza atmış ve Chris Cornell gibi mükemmel ötesi, ilah gibi bir adamla Promise'ı sunmuştur bizlere. Çok özgün, başarılı ve güzel bir çalışma. Bunda Slash'in soloları kadar, Cornell'in vokalininde bence çok büyük etkisi var hatta Slash'den daha baskın diyebiliriz. Yine de Slash'in gitarı ağlatır gibi attığı soloları da, şarkıyla çok uyumlu olmuş. Mükemmel bir çalışma, harika bir uyum! O zaman gelsin bizlere, bu iki rock ilahından yeni bir efsane, Promise:
Gördüğünüz gibi, mükemmel bir uyum ve harika bir birliktelik sonucunda ortaya çıkan fevkaladenin fevkinde bir eser. Bu eserin etkisinden kurtulabilenler ve bu yazıyı okuyabileceklerle, yola devam ediyoruz.
Slash, solo albümünde Myles Kennedy'e de baya bir yer verdi ve kendisi ile iki yeni şarkı kaydetti. Bir de Nightrain, Sweet Child O Mine'ın canlı ve yeni kaydedilen şarkılardan Back from the Cali'nin akustik versiyonları yayınlandı. Starlight çalışmasını ben daha çok sevdim, Myles'ı daha özgün olarak kullanmış, güzel bir birliktelik yakalanmış ve sololar olsun vokal olsun daha doyurucu olmuş. Slash-Myles birlikteliğinin en iyi eseri olmuş kısacası Starlight. Onu da bir yollayalım:
Ah Slash ah, ne vardı Myles ile şöyle devam etseydin? İlla sidik yarıştıracan değil mi Axlla? Bırak işte oğlum, işine bak. Yok yok, senden adam olmaz. Artık Apocalytpic Love'a değinme ve neden Axl meselesini açtığımdan bahsedeceğim. Bunun öncesinde ise bir şey belirteceğim. Paragözlüğün, hırsın, egon ve şu Axl takıntın olmasa, harika bir albüm olacak bu albümün içine ettiğin için teşekkürler Slash. Ayrıca, keşke Chris Cornell ile çalışsaydın Slash ama senin derdin başka Slash, bir şey demiyorum ve yola Apocalyptic Love ile devam ediyorum.
Guns N Roses'ın çıkardığı rock ilahilerini başkalarına söyletmeler falan, sana tam yakışacak hareketler Slash. Bir de garibim Myles'ı peşinden sürükleyip, GnR HoF törenine getirmen sana daha da yakıştı Slash. Tam sana yakışan hareketler bunlar. Axl, bu gururu hak edecek biri olmadığını söyledi ve HoF törenine katılmayacağını söyledi. Herkes hayal kırıklığına uğradı ama Slash o kadar mutlu olmuş ki, törende tam yavşak bir sırıtış içindeydi. Axl, herkes ile barışıp şu Slash ile barışmadıysa, Axl'a kızmayı bırakın ve bir düşünün amk ya! Neyse, o meseleye girmeyeyim. Ayrıca Axl'a da kızmıyorum, samimiyetinden dolayı da teşekkür ediyorum. Slash gibi gelirim ama çalmam deyip, sen gelmedikten sonra çalan yalancılardansa, samimi ve dürüst insanları yeğlerim. Gelelim şimdi odak noktamıza, Apocalytpic Love'a.
Çok dolandırdım lafı ama sonunda ulaştık şu albüme. Şimdi az önce Axl'dan boşuna bahsetmedim, artık değineyim. Myles'ı AB'den falan tanımasam, baya bir söverdim ve buna emin olunuz ama bu adamı tanıyorum ve şu albümde Slash'in Myles'dan tam bir Axl taklidi çıkarmaya çalıştığı o kadar net ki. Yani seven olabilir, dinleyenin hoşuna gidebilir ama Myles Kennedy gibi harika bir vokalin nasıl bu kadar özgünlüğünden kopartılıp, başkasının tekniği ve tarzıyla şarkı söylemeye çalıştırmanın en somut örneği olmuş bu albüm. Abicim, bunun Myles Kennedy vokaliyle yakından uzaktan alakası yok ya. AB ile cidden arasında acayip farklar var. Yani Axl Rose'a, bak ben senin gibi birini buldum diye cevap verme derdinde olan Slash kardeşimiz, bunu yaparken harika bir albüm olabilecek bu albümü eline yüzüne bulaştırmıştır. Sizi bilmem ama ben böyle düşünüyorum. Size bir Apocalyptic Love denen zamazingo albümden, bir de AB'den bir şarkı yollayacağım ve aradaki farkı daha net görmenizi sağlayacağım.
Apocalytptic Love:
Alter Bridge:
Aradaki fark bence çok açık ve net. Ayrıca Apocalyptic Love'dan özellikle o şarkıyı attım, adı Anastasia. Bence kesinlikle gitar soloları çok doyurucu ve başarılı olmuş ama Myles'ın vokali doyurucu olmamış, kendisinden farklı bir teknikle bir şeyler denemeye çalıştırılmış ve yüzüne gözüne bulaştırmış. Yine de albümde fena değil seviyesinde ve dinlenebilir bir şarkı gibi duruyor. Albüm genel olarak böyle gidiyor, yani şarkılara ayırıp değerlendirmeye değmez. Bakıyorsun, Myles'ın vokal tekniği hep değiştirilmiş, tarzından uzaklaştırılmış, Axl'a mesaj vereyim diye ele yüze bulaştırılmış bir kıskançlık, ego ve kabullenememezlik eseri olmuş. Gunnerlardan bir müzik festivali istiyorsak, bunu Axl ile aramamız gerektiğini çok belli etmiş bu albüm.
Slash, bence iyi şarkılar yapmak istiyorsan ve Axl'a nefret ile dolmuş adamların övgüsü yerine has bir övgü arıyorsan bırak şu Axl takıntını, Myles'ı adam gibi kullan, özüne döndür adamı ve taş gibi albümler çıkar. Bak, o kapasite var sende oğlum, var. Cidden var bak, olmasa bu kadar takmam belki ama iyi albümler yapabilirsiniz siz. Niye harcıyorsunuz ki amk? Axl takıntını yen, taş gibi albümler çıkar, bizleri de mutlu et, albüm çıktıktan sonra sen de rahat rahat uyu, herkes mutlu olsun, sonra turnelere çık, doldur arenaları, çal mükemmel şarkılarını, at o harika sololarını, Myles'ı özüne döndür, etkile herkesi. Yapma oğlum şöyle çocukça işler, harcayıp durma yeteneğini amk. Bak Axl'a, taktığı yok oğlum sizi. Ekibini kurmuş, Chinese Democracy gibi harika bir albüm yapmış, takdir görmüş, turnelere çıkıyor, buralara geliyor. Sen daha oturmuş hala Axl derdindesin amk. Bırak şu adamı takıntını ve hepimizi mutlu et. Eğer yapmazsan, daha çoook Apocalyptic Love göreceğimiz kesin.
Evet, Slash'in takıntıları yüzünden harcanan bir albüm ve çalışma olmuş. Dileriz ki Slash bir şeylerin farkına varır ve kendine gelir. Yoksa bize Axl'da yeter, Guns N Roses'da yeter, Chinese Democracy gibi nice albümlerde yeter ama maksat siz de yeteneklerinizi değerlendirin, takıntılarınızı yenin dileğidir. Bir rezalet albümün değerlendirmesinin daha sonuna geldik. Severek dinleyen arkadaşlar mutlaka olmuştur, umarım sizler memnun kalmışsınızdır ama olan Myles'ın o güzelim sesine olmuş, cidden ona olmuş. O zaman Myles'ın vokalinin bundan kat kat daha başarılı olduğunun net bir kanıtını daha görmek istiyorsanız, kapanışı o şarkıyla yapacağız. Bir daha ki yazıya kadar, nasıl isterseniz öyle kalın.