13 Eylül 2012 Perşembe

Uzak Diyarların Issız Melodisi

Dünya gezegeni şu an bulunduğu konumdan yıllar, asırlar önce çok daha farklı bir konuma ve çok daha farklı bir düzene sahipti. Dünyaya hakim olan ırk insanoğlu ve insanoğlunun yarattığı tek dünya devleti varlığını sürdürmekteydi. Dünya ise asla aklına gelemeyecek bir yolculuğa yine insanoğlu nedeniyle çıkacak ve gerek dünya gerek insanoğlu, bir daha hayatlarında tadamayacakları büyük bir değişimi sonuna kadar hissedeceklerdi.

Her şey aslında 3025 yılında başlamıştı. İnsanoğlu artık teknolojisini büyük bir seviyeye ulaştırmıştı ve bu teknoloji yıllar önce akıllarına gelmeyecek düzey bir teknolojiydi. Tek dünyanın tek devleti ve bu tek devletin tek ırkı olan insan, teknolojisini geliştirdikçe daha fazlasını geliştirdikçe daha fazlasını isteyen bir yapıya sahipti ve hiçbir zaman bu yapısına engel olamamıştı. Birçok galaksi, evrenle ilgili birçok açıklama keşfedilmesine rağmen insan doymuyordu ve bu insanların en doymayanları, 3025 yılında Britanya adasında bulunan en büyük bilim kenti olan Entro kentinde bulunan dünyanın en zeki ve en donanımlı bilim adamları tarafından çok daha net görülmekteydi. Bilim artık dünya içinde kalmaktan tıkanmıştı ve bilim kendine farklı adresler arıyor, farklı dünyalara ve farklı galaksilere açılmak istiyordu. İşte bu tıkanan bilimi açmak bizzat Entro kentindeki bilim adamlarına düşmüştü. Bir süre sonra bilim adamları tüm dünyayı ayağa kaldıracak teorilerini de bizzat bu kentten tüm dünyaya yapılan büyük bir yayınla duyuracak ve tüm dünyayı ayağa kaldıran bu teorileriyle tüm insanlığı bizzat yanlarına alacaklardı.

Dünya kaynakları her zaman teknolojiye ve bilme ayak uydurmuş, her zaman birisi tükendikten sonra bir başkası gelmişti. Petrol yerine anatoryum, doğalgaz yerine bentra gibi birçok kaynak insanoğlu tarafından keşfedilmiş ve yıllarca kullanılmıştı. Bunun yanında insan teknolojisiyle galaksisinin yıldızı güneşi dahi sömürmekten vazgeçmemiş, anatoryum ve bentra gibi onu da hunharca kullanmaktan vazgeçmemişti. Bununla beraber artık bilim tıkanmış, teknoloji durma noktasına gelmiş ve kaynaklar tükenmeye başlamıştı. Güneş sönmeye, anatoryum ve bentra iyice tükenme noktasına gelmeye başlamıştı. İşte bu anda devreye giren bilim adamları gezegenimizi farklı bir galaksiye, Nöryanon galaksisine taşıma fikrine erişmişlerdi. Dünya üzerinde kalan son kaynakları tamamen Nöryanon projesine harcayan bilim insanları, yaptıkları duyuruyla da insanoğluna büyük Nöryanon yolculuğundan başka şans tanımamıştı. Sonunda tüm otoriteler bu yolculuğu onaylamış ve artık insanlık gezegenini yeni kaynaklar için bizzat başka bir galaksiye taşıma şansını deneme şansını yakalamışlardı.

Büyük proje kısa zamanda hayata geçmiş ve dünya yörüngesinden kopup, bir yıl sürecek büyük yolculuğuna çıkmıştı. Bilim ve teknoloji ne kadar ilerlese de dünya üzerinde kalmanın sakıncalı olacağı düşünülerek bizzat yeraltına birçok şehir ve büyük yaşam alanları inşa edilmiş, yer üstü insanı buraya yerleşmişti. Bununla birlikte bilim ve teknolojinin akıl dahi edemediği, araştırmaya gerek bile duymadığı ve sadece bazı bilim insanları tarafından ortaya atılan, bu ortaya atılışlarında yalnızca medyada dalga konusu olmasına neden olan yeraltı insanları teorisinin kanıtlanmasını yaşayacaktı insanoğlu.

Yeraltı insanı dünyanın içinde patlak veren ve sonunda tek dünya devletine zemin hazırlayan büyük savaşın ardından buraya yerleşmiş ve yerüstü insanı gibi her geçen gün kendini geliştirmişti. Sonunda istedikleri oldu ve yeraltı insanı, yerüstü insanına kavuştu. Dünya büyük bir yolculuğun içinde ilerlerken yeraltı ve yerüstü insanı bir süre sonra amansız bir savaşa tabi oldu. Entro'nun yer altında bulunan bilim adamları hazırlıklıydı ve Entro ile çevresini ellerindeki teknolojiyi kullanarak bizzat gizlemiş, onlardan kurtulmuştu fakat dünyanın geri kalanını yeraltı insanıyla savaşa terk etmişti. Bu büyük savaş onlar için yalnızca gözlem, bu büyük yolculuk sonunda yer üstüne çıkmaya hak kazanacakları belirlemek için yalnızca bir yöntemdi aslında. Oyun çoktan kurulmuş ve teorilere hazırlıklı olan bilim adamları, yeraltı ile yer üstü insanını birbirine kırdırtmıştı.

Amansız mücadelelere sahne olan yeraltı ve yerüstü insanının savaşları sonucunda birçok insan yaşamını yitirmiş, çok ciddi silahlar kullanılmış ve uzun süren savaş yer altının tahribata uğramasına neden olduğu gibi yer üstünde de büyük değişimlere yol açmıştı. Bilim adamları gizlendikleri Entro bölgesinde yerüstü ve yeraltında büyük değişimlerini Nöryanon'a varınca gerçekleştirme şansı bulmuş ve savaş sonunda kazanan yeraltı insanını 10 tane büyük adaya bölmeyi başarmıştı. Yer altını sular kaplamış ve yeraltında oluşan Taranay Konfederasyonunun en soylu 10 ailesi büyük adaların yer altında yer bulmuştu. Hepsi ayrı ayrı konumlarda, halklarıyla beraber yer almışlardı. Sonunda Taranay Konfederasyonu ve Tek Dünya Devleti dağılmış, yeni bir dünya düzeni ve yeni bir dünya yeni galaksisinde oluşmaya başlamıştı.

Taranay Konfederasyonunun 10 soylu ailesi bir süre sonra adalarına çıkmış ve oligarşik yapıya sahip olan Taranay Konfederasyonunun ardından 10 soylu aileye dağıtılan adalarda her soylu halklarını kurtardıklarını, artık bulundukları yerlerin bizzat kendileri tarafından idare edileceğini söylemişlerdir. Oligarşik yapıya sahip olan Taranaylar, artık tamamen dağılmış ve her adada monarşik yapılı ülkeler ortaya çıkmıştı. İnsan galaksi değiştirse bile yine insandır denilecek bu durum halk tarafından çabucak kabullenilmiş ve eski teknolojileri kadar olmasa da kendini geliştiren yeraltı insanına ait teknolojilerin hala yeraltında olması ve yeraltından çıkarılmasıyla, her soylu aile adalarında tarama yaptırmaya başlamıştır.

Bilim adamları her adaya farklı bir özellik ve farklı bir kaynak vermişti. Kaynakları bitti denilen Dünya'nın aslında keşfedilmeyen ve Samanyolunun farklı gezegenlerine ait birçok bilinmeyen kaynağın yalnızca 10'da 1'i bu adalara serpiştirilmişti. Geri kalanı hala Entro bölgesinde yer almaktaydı. Bilim adamları bazı adaları sıra sıra adalar yaparken, bazısını ise bizzat büyük bir ada haline getirmiştir. Kuzey, Güney, Doğu ve Batı yönlerine dağılan bu adalardan sadece bir tanesi tam dünyanın ortasına, ekvator yönüne düşmüştür. Entro bölgesi ise en büyük kara parçasına sahip olmasına karşın yeni insanlık tarafından bilinmemekteydi çünkü bilim insanları bu bölgeyi onlardan gizli tutmak istiyorlardı, nitekim amaçlarına da ulaşmışlardı. Bu amaç doğrultusunda insanoğlu artık Nöryanon galaksisine gelmiş ve hiç tanımadığı gezegenler, belki de hiç tanımadıkları canlılarla dolu gezegenlere ulaşmışlardı. Nöryanon galaksisinde Dünya'nın bulunduğu konum itibariyle kendisine en yakın yıldız olan ve Güneş gibi bizzat ısı kaynağı olan bu yıldıza bilim adamları Karma adını vermişlerdi. Galaksi artık bilim adamları için yeni bir araştırma, yeni bir merak alanı olduğu gibi Dünya artık yeni bir gözlem evi idi.

Bu gözlem evinde 10 soyluya ait 10 adada neler olacaktı, Nöryanon'a ait canlılar var mıydı ve bu canlılar biricik gezegenlerine neler yapabilirler? Bu galaksiye ait olan gezegenlerin içinde insan hayatını kolaylaştıracak başka kaynaklar da var mıydı? Bilim adamlarının bu deneyi sonucunda büyük bir katliam ve yeni bir insanlık ortaya çıkmış, birleşik Taranay Konfederasyonu ve Tek Dünya Devleti yerine tekrar bölünmüş yapı insanlığı nasıl etkileyecekti? Ve en önemlisi acaba Dünya gerçekten de araştırmalarda olduğu gibi Nöryanon Galaksisine uyum sağlayabilecek ve Karma yıldızı Dünya'ya yetebilecek miydi? Neler olacağı bilinmeyen bu yolculuk artık insanoğlu adına başlamıştı ve artık geri dönüşü olmayan bu yola çoktan girilmişti...